Yalnızlık El Sallar
Gittiğim uzakların esmer tebessümü kaldı alnımın ortasında
Kendime doğan bir güneşin
Yaktığı kaderdim artık ,bilemedim
Hangi yönde uçurum hangisi derinliğim
Ya saçlarından süzülen ıslak
Kokusunda
Toprağın içimde ağlayan türküsü..
Dudaklarımda tütün zehirinden
Bitti dediğim gücümün sondan bir önceki ateşi...
Keskin zamanlarda en acıtan neydi
Ayrılığın ölüme meydan okuyan
Cesareti
Kimi daha çok ezdi...
Mavinin cennetine beyaz martılar ölümü alır götürürmüş
O yüzden
Kanatların arasında çığlık çığlığa melekler saklanırmış
Bir bulut ağlarsa
Bir yıldız
Yakomoz döküntüsü ışıklara aldanıp kayarsa varlığından
Tutulan dileklerin hükmü
Yokmuş...
Şimdi sancılı şarkılara teslim ediyorum yüreğimi...
içinden
Bir gemi gelir
Bir gemi geçer
Hiç tanımadığım limanlardan
Yalnızlık el sallar
Tuzlu bir rüzgar okşar saçlarımı
Hep
Hep
Ellerim üşür...