Yırtılmış Pandomim
Sabah soğuklarının sardığı saat 04 mesaisindeyim.
Daha verememiş ilk meyvelerini
-güneş.
Karanlıklar bir zifaf gecesinin karanlıkları gibi
-boğuk boğuk.
Tüm yoldaşlar uyumuş.
Bir ben işçisiyim bu sabah saatlerinin.
Ve ben kölesiyim siyah noktalar kümesi
-kelimelerin.
Sonra yine benim,
Uykusunda huysuzlaşan bir bebenin annesi.
Ve benim,
Soğuk - kırık kaldırımlarda sızmış bir-ayyaş...
Neon ışıklar altında titreşen,
Komunist renklerde titrek bir dudak kuran hülyalarında,
Ve hiç öpemeyecekmiş gibi uzak hisseden kendini
Benim...
Yalnız benim!
Benim,Yalnızım....
Yoldaşlar,
Her biri kendi dillerinde rüyalar görür şimdi.
Rüyalar ki bir tebessüm yaratır dudaklarında,
Ve bir huzur verir gözkapaklarıyla bezeli
-gözbebeklerine.
Bir ben ve bir de ülkemin yalınayak çocukları,
Hissedemedik anamızın ekolojik dilini
-rüyalarımızda...
Ama onlar,
Çocuklar!
Ülkemin şiddetle harmanlanmış zihinleri,
Ve onlar!
Yitirilen bütün umutlar,onlar.
Onlar,tirejlerle selam duranlar,çocuklar.!
Uykusuzluğa direnen gözlerim,
Bir Suryanî şarabı gibi kızıl.
Gözlerim kızıl,
Yüreğim kor.
Ve gençliğimin saf çelişkilerini yaşayan
-hislerim...
Hissizleşmeye çalışan bütün hislerime inat,
Yazıyorum ve düşünüyorum.
Yazabiliyorsam ve düşünebiliyorsam,
Nasıl kopabilirim hislerimden,
Ki anarko-komunist bir devrimse eğer,
Hislerimin düşüncelerime hegemonyası.
Hislerim,
Gözlerim,
Çocuklar,
Yoldaşlar,
Şafak vakti bir ekmek için çöplerde gezinen,
Yoksul mahalle babaları,
Ve ben...
Hepimiz erirken sessizlikler içinde,
Yırtılmış bir pandomimdir mısralarım.
VDTKN