Bahçedeki Gölge
This piece was featured as the selection of the day on 12.02.2026.
1990'ların sıcak, tozlu yazlarında, Batman'ın Pınarbaşı mahallesi, çocuk sesleriyle dolup taşardı. Dar sokaklar, eski kerpiç evlerin arasında kıvrılır; bizler, yırtık toplarımızla, hayallerimizin peşinde koşardık. Güneş, tenimizi yakarken, kahkahalarımız gökyüzüne yükselir, mahallenin sessiz köşelerine sızardı. Ama o ev vardı; yüksek bahçe duvarlarıyla çevrili, kapısı her daim kapalı, karanlık bir ev. Ve o adam... Asık suratlı, gözleri çukurlara gömülmüş, dudakları ince bir çizgi gibi sıkıca kapalı bir adam. Adını bile bilmezdik; çocuklar arasında "Bahçe Amca" derdik ona, ama sesimiz titreyerek.Topumuz, kaderin bir oyunu gibi, sık sık o bahçeye kaçardı. Duvarın ötesine yuvarlanır, yeşilliklerin arasında kaybolurdu. Cesaretimizi toplayıp kapıya yaklaşırdık; "Amca, topumuzu verir misiniz?" diye seslenirdik, kalabalık bir grup olarak, birbirimize yaslanarak. O çıkardı ortaya; yavaş adımlarla, elinde iğne veya bıçakla. Topu şişirmez, tam tersine, patlatırdı. O keskin ses, sokaklarda yankılanır; patlayan lastik gibi, çocukluğumuzun bir parçası parçalanırdı. "Defolun buradan!" diye bağırırdı sonra, sesi kuru bir rüzgar gibi. Kaçardık biz, kalp atışlarımız kulaklarımızda çınlayarak. O bahçe, yasak bir orman gibiydi; duvarları, gizemli bir kalenin surları.
Bir sabah, her zamanki gibi okula giderken, dünya değişmişti. Hava henüz serinken, sokaklar alışılmadık bir sessizliğe bürünmüştü. Uzaklardan kepçe sesleri geliyordu; metalin metale vuruşu, toprağın yırtılışı. Evinin önüne vardığımda, kanım dondu. Bahçe duvarları yıkılmış, taşlar yerlere saçılmıştı. Kepçeler, dev canavarlar gibi kazıyordu toprağı. Polis araçları sıralanmış, mavi-kırmızı ışıklar sessizce yanıp sönüyordu. Görevliler, sigara dumanları arasında fısıldaşıyordu; sesleri, rüzgarla bana ulaşıyordu.
"İşkence edilmişler... Onlarca ceset... Bahçeye gömmüş hepsini."
Kelime kelime, kulaklarıma çivi gibi çakılıyordu o sözler. Çocuk aklım, anlamaya çalışıyordu; ama anlamak, korkunun en derin kuyusuna düşmekti. O asık suratlı adamın altında yatan karanlık, toprağın altından fırlıyordu sanki. Bahçe, bir mezarlığa dönüşmüştü; yeşillikler, kanla sulanmış bir yalan. O an, dünya durdu benim için. Güneş, aynı güneş olsa da, ışığı soğuktu. Sokaklar, aynı sokaklar olsa da, gölgeleri uzundu.
Yıllar geçti üzerinden. Batman'ın tozlu yolları, hatıralarımda soldu. Ama o sabahın travması, bir ömür peşimde. Her karanlık bahçede, her kapalı kapıda, o gölgeyi görürüm. Çocukluğumun masumiyeti, o kepçe sesleriyle gömüldü toprağa. Ve ben, hâlâ o patlayan topun sesini duyarım rüzgarda; kırılan bir hayalin, sonsuz yankısını.
Batman 1991