Ayin
Gövdemi boyadı kendi rengine
Dudakların, kırmızıya boyalı dudakların...
Karpuz yüklü kamyonların devrilmesi yüzünden, bilirim
Kardan ölüm tarlasına hem de
İçime bahar çeken kamyonların
Bu kış mevsiminde
Yıkanır yıkanır kirim
Sana gelirim.
Benim yolculuğum sana değil, kendime:
Randevu verdiğim, buluştuğum o saat kulesinde,
Birlikte yürüdüğüm kentin en işlek caddesinde,
Kafelerde gözlerine sığındığım,
Saçlarına tutunduğum sinema salonlarında...
İçimdeki yabancıyı sana vermek için geldim hep,
Artık senin içinde o akrep!
Masa tenisinde aramızdaki bir top gibi o akrep,
Yerle gök arasındaki yağmur gibi
Saçlarına ördüğüm yağmur...
Keskin bir gökkuşağı aldım elime,
Sen ne dersen de tutacağım elimde
Ve de bir yılan sakladım sepetime
Üzüm renginde!
Aşkı da nadasa bıraktım,
Keskin bir makasa bıraktım!
Yasin-i Şerif gibi geliyor bana sözlerin
Kolların keskin bir makas gibi
Boynumu kesmek üzeresin
Sarıl da başlasın artık ayin
Yaklaş, biraz daha yaklaş,
Rujunu üstüme sürüneyim!
Sen artık gökkuşağının altından geçmiş gibisin,
İstediğin kadar ip atlayabilirsin...