Baba Ve Çikolata
I
Hayata saldığı ilk çığlıklar
Sahipsizliğine dolanan
Üryan çocuk!
Saçları gibi sarışındı mevsim
Henüz üç günlüktü Eylül
Körpeydi vakit, ay yüzü görmemiş.
Yoktu bir ismi
Minik kulaklarında yankılanacak.
Hiçbir ezan şahitlik etmedi doğumuna
Daha bir ceninken fişlenmişti bahtı...
Pembe dudakları yetimliği emiyordu
Ve çoktan yazılmıştı mavi kimliğine
Kimsesizliği.
II
Henüz üç yıl çalmıştı hayatın heybesinden...
Yazdı mevsim,
Gülüşü kadar sıcak.
Adımlarımı durdurdu bir cami önünde
Sarı saçlarına karıştı parmakları
Kocaman ela gözleri dikildi göğe
?Dur!? dedi, ?Dua edeceğim ben, dua?
Şaşkındım çocuk,
Sen ne bilirdin ki Allah'a el açmayı...
Dizleri asfalta düşen gölgeleri ezerken
Sımsıkı kenetlendi kirpikleri,
Sakladı gözlerindeki buğulu elayı.
Çelimsiz kollarını kaldırdı
Minik dilinden birkaç cümle salındı göğe
Ah çocuk,
Neler döküldü masum dudaklarından!
Birden söndü saçlarında güneş
Devrildi gözlerinde dağlar
Çocuk kahkahaları düştü kaldırıma
Elleri ıslak, umutları ıslak...
?Neden? dedi,
?Neden vermiyor Allah?
Bir baba istedim ondan
Ve bir de çikolata!?
Ah hüzün kokulu çocuk
Kucaklasam yetimliğini
Isınsa dudaklarına asılı eğreti gülüş
Kurur mu gözlerinden dökülen
Yalvarmaya çalan ıslak bakış?
Tut elimden,
Kimsesizliğini bırakıp cami avlusuna
Gidelim hadi,
Kaçalım çocuk...
Önce bana değdi gözlerine çivili yalvarış
Sonra boş ellerine.
?Hani? dedi
?Sadece bir baba istemiştim
Ve sadece bir çikolata?
Çok şey mi istemişti?
III
Doğumunu kutlayan bir Eylül akşamıydı
Ve ben ardıma bakmadan gittim.
Biliyorum çocuk,
Hiç beklemediğin bir anda
Kucağına umulmadık telaşlar,
Asla unutamayacağın yalnızlıklar bırakarak
En sancıyan yanından vurarak seni
Gittim...
Ah çocuk,
Bir bilsen ardımda bıraktığın cesedi
Unutmadım hiç,
Korkusunu yüreğinin ve yalvarışını gözlerinin
Bükük boynun bugün gibi aklımda...
IV
Şimdi,
Sekizinci yılını çalma telaşında hayattan
Eylül üç adım.
Çıksam bir gün karşına çocuk
Anımsar mısın
Avuntularını eskittiğin gözlerimi?
Söylesene, esmerliğe yüz sürdü mü saçların?
Büyüdü mü gözlerinden dökülen şaşkınlık da
Ellerin gibi?
Hani göğe bir merdiven dayamak isterdin
Bir parça bulut koparıp başucuna koymak için.
Konuşsun isterdin menekşeler.
Her dalışında uykuya ?Dönecek miyim?? diye sorardı
Yarı açık, irkilmiş gözlerin.
Cesaret dilenip Tanrıdan tüm yüzsüzlüğümle
Seni terk ettiğim kapıya gelsem
Salıp eskimiş korkularını gökyüzüne
Affeder misin beni çocuk?
Ve bir de çikolata olsa elimde
Hani şu en sevdiğinden!
Ne olur söyle çocuk,
Henüz düşlerini yıpratacak kadar
Büyümedin değil mi?
Ne olur, tak gene sırtına en heyecanlı halini!
Eğer bir gün karşılaşırsak
Bıraktığım gibi bulayım seni!