Bilmukabele -4 -son
Yazdığın o mektubun bir göğercin ezası
Kırılmış ayağında içre hazân cezası
Ardına hiç bakmadan böyle gitmek var mıydı
Yaptıkların yanına kâr mıydı zarar mıydı
Ömrümün baharında yaşattın bana kışı
Bir daha düzelir mi hayatımın akışı
Demişsin:"Semâ gibi yağmur olup ağladım"
Bu hazin satırlarla yüreğimi dağladım
Kirpiklerinden düşen her yağmur mübadele
Demişsin: "Yara derin..." bil ki bilmukabele
Bağrımda ateş ile hicrânın gonca gülü
Gözlerime indirdi ansızın siyah tülü
Yalnızlığın nidâsı bu dört duvar içinde
Yankılanır hayâlin yokluğu var içinde
Kırılır mı merdiven kırkından sonra söyle
Hani ne zor çıkmıştık bıraktın beni böyle
Sözyaşı kifayetsiz uykusuz gecelerde
Özlemin derin sızı kuytusuz hecelerde
Düşler bağbozumunda zemherî mücadele
Demişsin: "Yara derin..." bil ki bilmukabele
Bu mektubun n/isyanım: yar beni unutmuştu!
Şu gençliğime bir an baharla gelen muştu
Kağıda düşen mecruh ayrılmaya hevesin
Kulağımda çınlıyor "gitme kal" diyen sesin
Söylediğin sözlerin hepsi de yalan mıydı
Yürüdüğün yol muydu yarıda kalan mıydı
Kaçıp gitsen de benden içimde var gümânım
İlacı bil ki sende sensin benim dermanım
Muştusuz o mektubun ömre hazin belbele
Demişsin: "Yara derin..." bil ki bilmukabele
Damıtılmış yekpare hüznün acı vuslatı
Bu yazdığın hezeyan hayatımın celladı
Meğerse hiç sevmemiş böyle çekip giderken
Göçtüğü yollarına mayın ekip giderken
Elbette bir gün döner karanlık koğuşuma
Kelebek kozasında aydınlık doğuşuma
Gözyaşların dökülmüş safran rengi yaprağa
Sanki yaşarken girdim dipsiz kara toprağa
Hani ölüm de olsa gidecektik el ele
Demişsin:"Yara derin..." bil ki bilmukabele