Cenin Andı
ahtapotlar gibi dolandı anılar ruhuma
haykırmaya çalıştıkça boğuluyorum
gökyüzüne bakmayalı uzun zaman oldu
albenisini yitirdi, ilgimi çekmiyor artık
artık diyorum yeni şeyler yazmalıyım
yazmalyım ki binlerce ölümden hayatlar
binlerce ölümden güneşler doğsun
sarısıcak bir ses olsun yayılsın dünyaya
kırık şehirler yüzünü terk etsin
kusursuz bir türkçe edasıyla bakışların
havalasın en sahici rüyalara
yalnızlık diye bir şey yokmuş aslında
kalabalıklarsa tümden yalan
yalanmış uzakta aranmış kim ya da ne varsa
'tek sorunun iki yanıtı olsa da bazen'
düşünme tüm bunları, gülümse sadece
sen güldüğünde gözyaşların çiçek açacak göreceksin
avcunda nilüferler, dudağında şiirlerle
siyah beyaz bir yeşilçam filmi seyredercesine
göreceksin sana sunduğum cenneti
ne budayım ne de budala
ne peygamberim ne de deli
işte zamanı geldi
tut kanayan ellerimi
en güzel yarınların şerefine sevişelim
keman sesleri sızsın sonra şahdamarımıza
hatta obua, lavta ve piyano sesleri sızsın
kendi kanımızda biribirimize doğru kulaç atalım
yaldızlı harfler, çilek kokulu imgeler yağsın üzerimize
meryem ana buhuru var havada baksana
tüm yollar birleşmiş tek yol olmuş
toprağın dini olmaz demiş ya bukowski
çingenelerle fahişelerin samimiyetini çok severdi ya hani
ben de ölümün samimiyetini sevdim hep
ve doğanın pervasızlığını
çünkü en mutsuzumuz en mutlumuz olabilir
çünkü değişebilir her an her şey
geceler gül yaprakları misali koynuna dolar
ilhan irem dinleriz yine beraber
anlasana derim yine anla sana
anlamasan da duymasan da
derim ulan işte kime ne
kafam atar descartes okurum
biraz daha atar nietzsche okurum
newtonla einstein'ın
gerçeklik algısını alt üst ederim
yeri gelir seri katil olduğumu hayal ederim
sonra yorulur
gecenin irinli rahminde
cenin duruşu alıp
bir daha doğmamak için and içerim