Dokuzlu Şiir
-vahit-
biz kardeşiz, neden tü'kürd'ün kürşat?
bak, senin türk'ün, benim kürküm,
rûhumun derisinde taşırım seni
mırrâya, aşîrete, inşâât işçisine, kıroya and olsun!;
seni seviyorum, yazısı alnıma yazılmış adam
-isna-
hıristiyano! tamam, 'tanrı sevgidir'
de, on dokuzuncu asırda misâl
tanrınız, zencileri neden sevmedi!?
tanrınızdan günah çıkarın şimdi!
-selâse-
dört dört dört... bir dört daha ekleseydiniz
dört dörtlük olsaydı bâri temcîd-i tedrîsât
eğitim şart! vallâhi size eğitim şart!
elin cörmenisi, sistemini dört artı dört
artı dört yıl düşünür de taşınmaz, danışır
sizinki hormonal, bir gecede
al sana m'eğitim, sal sana m'öğretim
dersâneleri de kapatın, efferim!
yerine tersâne yapın
'gemi adamı' cüzdânlı eleman ihtiyâcı var
-çar-
bankalar, resmî tefe tâifesi
cüzdanımızın, cebimizin hırsız bekçisi
temiz türkçeyle konuşan bacı
kartlarınız, kredinizi yesin!
çilingir hizmeti nelâzım, sigortanız da batsın!
iptâl et diyorum, iptâl et hesâbımı!
elini veren, enini kaptırıyor
-penc-
kolunda casio saat, elinde kalaşnikof
altında nissan pikap, ayağında nike
davran, haddini bildir kâfire!
bayrak yak, elçilik bas; hepsi cihâd!
biliyor musun? utanıyor senden
nâzik, nâzenin muhammed mustafa
-şeş-
beş vakit namaz kıldır, cumasında bir hutbe
iyi de, bunlar 'resmî hizmete mahsûstur' değil mi?
sabâhın sekizinden, akşamın beşine kadar
anası ağlayanı da memûr, bunlar da, öyle mi!?
hele bizim mahlenin hocası pazar günleri tatilli
namaz biter bitmez dükkâna koş!
maâş da kesmiyor, efendiler bir de ticâretle iştigâlli
dîn'âyet emmi, bu el'amanlarına bir ayar ver
kimi, hutbe metnini okurken, ilk mektep çocuğu;
kimi, mübârek ezânı silâh zoruyla okuyor gibi
dîn'âyet emmi,
elemanların câmisinde kalsın, bir yere gitmesin
mahlenin dertlerine alâka etsin, olmazsa kitâb okusun
hiç olmazsa bahçesini sulasın câminin
-yedi-
heykeli dikilen topçuyu iki hafta sonra kovmak
bizim sipor kültürümüzün anlı şânındandır
bir rezidans evroyla alınan, çiçeklerle karşılanan
kırmızı halı omuzlarda taşınan anderson
bir sabâh, pılını-pırtını toplar, tek tabanca gider
biz, tabiî ki önümüzdeki maçlara bakarız
yok azîzim, bizim kadar ofsaytı seven yok
azîz amca şi(r)ke(t) kurmuş, işletiyor
üstüme gelmeyin lan, ben de fenerliyim
diyeceksin ki hangisi temiz! evet, öyledir.
sipor câmiâsını kendimle tehdît ediyorum:
bir daha halı saha maçlarına çıkmayacağım!
-sekiz-
'etiketin yarısı' ya,
adam, giyineyim derken soyuldu
'efenim ben uzun yol şoförüyüm,
yıllar yılı belim ve ayaklarım ağrırdı
bir gün bana bir arkadaş kazmobantı önerdi
kullandım, o gün bugündür marş basmıyor
şey.. pardon, o gün bugündür bir yerim ağrımıyor
rot-balans ayarı da olan bu kemeri takın,
ağrılardan kurtulun...'
hele söyle ismâîl abe, sana kaç kayme verdiler?
beleş oynadım deme, ekmek çarpsın küserim!
-dokuz-
âhirzemân şâiri feyzullah oğlu ibrâhîm!
nefsini ciddîye alıp ucuz(lar)a satıyorsun
merhametinde zılgıt, h'alay izleri
biri ölmesin diye, neredeyse sen ölecektin
kılı, kalıba koysan, endâze tutmaz demiştim
sen; söz'ilen sözlüsün, ölüme nişânlı, toprakla nikâhlı
sen şiir yaz ölümsüz ölümlülere; şiirin şîfâ değilse,
şiirinden geriye kalanın; ederin, tutarın nedir!?
kara kaşın, kara gözün takvîmin elinde,
takvîm, azrâîl'in cebindedir.
dokuzunda; dokusunda kalsın...
4 h'ekim 2012
el'vakt: 07:02