Esinti Pervane
Kendi kendisiyle konusmaktan baskasi kalmayan
Dünya yokluguna düsmüs bosluklari sizlanir dertlenir dillerde suskunluk
Sürüklenmis cakil taslariyla yüzyillarin öyküsünü nehir nehir akip bulanan
Daglara carpip dönen yankidir senden öteye gidemedim diye
Daglardir herseyden evvel yagmurun gözyaslarina ilk donunan
Patlayan simseklere topragini bagrini seren
En hircin rüzgarlarin firari gezdigi
En kacak sürgülerin boy verdigi en yüksek kanatlarin yuva kurdugu
Nazli ciceklerin börtü böceklerin
Efsun sarayi güzellk bahcesi dört mevsim meyhanesi
Daglardir büyük bir aciyla dünya gezegeninin gezgin kitalarinin
Sarilip kucaklasmalari sirasinda catirdayip kütürdeyerek
Yerden göge fiskiran
Ve ayriliklarin ufuklari kesen cizgisidir, her ayriliksa yasayani kendi icinde tasir
Sardigi tütünü karanliga dumanlayan fenerler gibi
Aksam olmadan limandan limana
Konan göcenlerin iskele seyrinden bulut yükleyip denizeri tasiyan
Plakalarda kayitli seslerdi
Bir de duvarlarda dünyasi asili duran resimler
Hic degismeyen bakislarla hep aynidir sazlar pilaklar
Dertle sükür, insana sormadan ömrünün misafiridir derler,
Derler elbette sevgilim,
Her dalgasi ayriliga giden kavusmaya varan,
Yolcu ettigini ömründen hic gitmeyen askin cümle yazgisidir
Sonsuz seyrü seferin tayfalari gibiyse martilar ve kürek mahkumu firtina kuslari
Burcu kokan esintilerle uzaklardan geliyorum iste sana
Kendini boydan boya gün aksamlarina sermis boyanmis sular gibi
Huzura sakin senin oralardan
Kalbimin icinden..
Temmuz / 21