Eylül
Ne istiyor bu rüzgarlar bizden
Oysa ağaçlar karşısında hiç direnmezken
Acımasızca çalıyorlar yeşilini
Sokaklara süs yapıyorlar
Rüzgar, aşığı düşünür mü ki eserken?
Ve hangi rüzgardır bilmem
Savurdu öylece cılız bedenimi
Karnı tok sevdalara bile kafa tutan ben,
Çaresiz kaldım, kurumuş bir yaprak misali
Göç eden kırlangıçlarla bile vedalaşamadım
Tutundular güneşin eteklerine
Ufukta kayboldular..
Kürek kemiklerimde bir sızı, yokladım ellerimle
Keşke dedim.. Bende gelebilseydim sizle
Kaçabilsem aşktan, kaçabilsem hazandan
Hercai gibi, kardelenimi satabilsem bahara
Aldatabilsem erguvanlarla
Elvan elvan..
Ah aşk!.. Keşke beni bu kadar yakmasan..
Sesin haziran gibiydi,
Oysa eylüldü söylediklerin
Konuştukça sen, döküldüm dalımdan
Kanım bile renksizdi artık
Tek tondu hayatım, sadece sepya
Islak kirpiklerimi, sıcacık gülüşlerinde kurut
Toprağın bile gözleri dolmuş
Hüzün bulaştırmış her şeye eylül
Bu aya özel sanki zaman durmuş
Her mevsimi yaşadım da
Gitmek bilmedi mısralarımda ki sonbahar
Nemli satırların arasında kesilen ellerim
Rüzgarların uçurduğu kan kokusu
Benden bile bahtı karaydı şiirlerimin
Bu zamanda göze batmıyor, ayrılığın kallavisi
Her acıyı hazmediyorsun eylül!
İçimde bir hüzün saklıyorum
Sen eylül!
Benide kabül eder misin?