Gittin
Yokluğunun resmini çizdim yüreğime,
Görenin gülüşü dondu yüzünde,
Dokunan pişman oldu.
Öyle vahim, öyle büyük,
Bir yangın ortasında,
Kan revan bıraktığın enkazın izleriydi,
Gördükleri yüreğimde.
Günleri ekledim yokluğuna,
Sonra yılları...
Siler, azaltır, bitirir dedikleri,
Zamanın anlamsızlığında,
Hep çoğaldım acılara.
Rüzgârın ortasında kalan ateş misali;
Sardı dört yanımı yokluğunun yangını,
Hep yandım, hep kanadım, hep ağladım,
Doyamadığım sana...
Yüreğimi kandırıp bin bir yalanla,
Sürükledim kendimi,
Yalancı sohbetlere, dostluklara, mekânlara.
Yetmedi ama hiçbir sohbet, hiçbir mekân, hiçbir dost...
Yokluğunun boşluğunu doldurmaya.
Her mekânda evinin kendine has rutubet kokusunu özledi ciğerlerim.
Her dost sohbetinde adını söyledi dilim,
Sen olmayan insanlara,
Her gece hıçkırarak uyandığım uykularımda,
Sımsıkı sarılarak bedenine,
Tüylerimi ürpertircesine gerçekmiş gibi kavuştuğum,
Sonra yüzünü ellerimin arasına alıp,
Öpüp kokladığım,
Yavrusunu bulan bir anne gibi,
Bağrıma basıp rüyalarımda,
Uyandığımda, kaybettiğim oldun!
Halimi görenlerin,
'Vay be!' dedikleri sevdama karşılık sen,
Üzerime hiç oturtamadığın,
Bana hep büyük gelen sensizliği,
Geçirip üzerime giderken,
Ta biçerken yanlışlık yaptığın,
Bedelin, büyüklüğü de korkutmadı seni.
Gittin...
Cevabını bilmediğim sorularım kaldı dilimde.
Gittin...
Yokluğunun çıldırtan özleminde,
Her gece misafir ettim hayalini,
Yatağımda, evimde, yüreğimde, beynimde,
Hiç bitmedin, bitemedin bende...
Rahatsa vicdanın eğer,
Yolun açık olsun,
Var git sende!