Ömrümün Mevsimleri
Bir ömre sığdırdım dört mevsimi
Çocukluğum baharmış
Ne zaman açtı çiçekler,
Uçtu böcekler
Babam gelecek diye beklerken
Uçmuş ruhumdaki kelebekler
Zamanın sarkacına asılı kalmış
İçimdeki çocuğun düşleri
Hala baharı gözlüyor
Çoktan solmuş dudağındaki gülleri
Anlamaz, bilmez... bilmez ki
Bilse de kabullenmez
Aklının suflörü yüreğine söz geçiremez
Burun direğinde sızıdır
Adını aldığı düş yorgunu cemreler
Yalancı baharın kırgınlığı bitmeden
Alacaklı yaz dayanır erken
SEN baharın solgun çiçeği
Söyle... meyve beklemek neden
Adın yaz mevsimi,
Isıtsan, yakıp kavursan, güneşine doysam
Oyalansan biraz
Hani gitmesen diyorum, gitmesen...
Her yeni gün,yeni replikler eklerken hüznüme
Çoktan gelip çatmış güz gönlüme
Kangren ümitlerin enkazında
Hazan sarısı vurulmuş çehreme
Muhacir bedenim hazırlanıyor vedaya
Kış mevsimim çekilirken baş köşeye
Beyzalar taht kurmuş saçlarıma
Hattat yıllar ustaca işlemiş sanatını
Son rutuşlarını yüzüme geçmekte
Hanidir içimde garip bir rüzgar eser
Acı mı desem, tatlı mı...
Ağır ağır beni girdabına çeker
Toprak kokusu baba kokusu genzimde
Turab olmuş bedenimden,
Firak ruhum takılmış bir meleğin peşine
Yükselirken arz-ı endam ediyor göklerde
Azığım ektiklerimden biçtiğimdir heybemde
Bir dikili taşta hazin öyküm
İşte;
Dört mevsime sığdırdığım ömrüm
Hüzün'Ce/Ü 18 Mart 2010