Pas Kokan Terleriniz
Basit cümlelerin kurbanı ömrüm.
Her harfinde düş kırıkları.
Cümle cümle acılar.
Açmaya korktuğum bir kitabın ilk sayfaları.
İsimsiz, zamansız, umuttan yana şanssız.
Yarın yok bugün bitti kalansız.
Eksik, hep yarımız, hep bir şeylere akar gözyaşlarımız.
Sebepli sebepsiz suskunluğumun ardında ki çığlık
bir fahişenin aşkı kadar önemsiz ve itiraf edilmeyecek kadar sessiz.
Cesaretin var mı yürek?
Söyle, çıkarabilir misin içinde ne varsa tek bir nefeste.
Bilirim dilin dönmez takılır kalırsın bir yerde yarım kalır.
Ölü bakışlı, gri siluetli ve çıkarcı aynı zamanda yalancı insanların baygın gözleri,
ne soludular ki böyle katlanılmaz kokuyor nefesleri,
hangi haram uğraşlar için koşuşturken böyle pas koktu terleri.
Hayatta en çok sevdiğim, sende çek ellerini sevgili, dokunma, yalansın sende diğerleri gibi.
Hayatta en çok sevdiğim çek ellerini, hissetmesin tenim sıcaklığını.
Aramızda ki mesafe geçmesin bir bakışı.
Sen bir bakış kadar uzak tut kendini ben aramıza dağlar koyarım.
Hayat ne verdin ki?
Kimse kimseyi gerçek sevmedi.
Tanrı'nın gölgesinde bir masaldı hayat, yaşadık.
Bir güneş verdi sadece dünyayı aydınlattı
ama hep yarım ve sol yanımız karanlık kaldık.
Tanrım! Bize bahşettiğin kadere isyan edip,
karanlıkta öfkesi elinde bir meşale olup seni yakmak isteyen biz delileri affet...