Sen Nerede Yoksan
herkesin geride bırakıp gittiği bir şeyler var
hatırladıkça insanın içinin sızladığı
bu öyle bir sızı ki
acısı bir ömür sürer
bin ölmekten daha beter...
bir kayıp duadır geceye sustuğum
ve yaralı bir hatıranın gözyaşıyla
yüzümden usulca akıp gitmesidir vakit
ne çok sen /ne yalnız bir gece..
her zerreme kadar acının soluğu dolaşıyor
kalabalığı yutkunuyorum bir utançla
sen nerede yoksan
ben bir mahşerin içindeyim
ateşte durmuş yelkovan
sonu olmayan bir yangınız birbirimize
akşamdan kalma
bir tutam leylifer kirpiklerimin ıslağın da
beyhude diyor yaralı kırlangıç kanatları
bir kere yaralanmaya gör
son bir yetim bakış mor dağlara
biraz kül biraz keder
içim de kırılıyor yarım kalmış ince bir türkü
seni ben
hiç gelmesen de müebbet bilirim
bu akan kan kimin
kimin umurunda ?
unuttuğundandır uzaklığın hali yüreğimde
böylesine bir mezar kadar derin...
şafağın ilk ağartısı yükselir bağışlanmayan canım da
yokluğunun gölgesi serinletir yüreğimi
kanımda ki son vurgununla
gamzeli gülüşlerinin bağrımda bıçak kesildiği
daha kaç kez yıkılmalıyım bir tek senin uğruna ?
ne şikayet ederim ne de bir sitem
sineme basarım
açmamış bir gonca gülü olsa da ateşten
ya bu içimden kopan çığlık kime seslenir?
ve ben böyle
daha ağustosun başında
neden çığlar altındayım
bütün sözcüklerim yine sana direniyor..
ölüm her gün yenilerken kendini üstümüz de
neden her şey eskir
ve
kim karar verir bir gülün rengine?