Uçurtma Çıkmazı
birazdan koşup pencereye çarpacağım
yetimhanenin kapısı bir dörtyol ağzına değil
ıssız bir toprağın unutuluşuna bakıyor
derisini yüzüyor her cisim her sabah
tereddütsüz bir itina ile
salıncaktan düşerken körpecik dizlerinden
size babamın ne yakışıklı olduğunu
size babamın bir ayna olduğunu
size babamın bir aynada kaybolduğunu da
şüphesiz bir itina ile
anlatabilirim
geçen gün bir ip gibi koptum
hani uçurtma vardı ağzında...
o uçurtmanın ipinden ayrılıp
semada biraz daha
rüzgârla havalanması
sonra süzüle süzüle aşağı inmesi
ve takılması
o eski istanbul çarpık kentleşmesinde
ve evlerin en üstünde
dört tahta arasında kalan
deniz kabuklu temellere
koşulsuz itina ile sevdim
çocukluğumu
size bunu pek anlatamam
geçen gün bir hapishane gördüm
herkes dışarıda
geçen gün bir yer gördüm öyle güzel çocuklu derin bir özlemliydi
herkes içeride