Uğuldayan Mavi
Neşesinden dönerek kalktı bu sabah
Katlanarak güldü gözleri
Bun gün ne bir kiri, nede tortusu vardı aşkın
Baktı kızıl, kızıl ellerine
Hangi çiçekte değişirdi bu renk?
Başı döndüğü Leyla odalarında
Bak camlardan taşıyor bahar
Perdeleri çekme vakti
Uslanan gözlerde
Cıvıl, cıvıl döküldü gün önüne
Selamlarda ardındaki merhabası
Çok şeker çayında
Ve umut vardı şiirinde
Şimdi elinde tuttuğu sevgiyle
Parmak yoruyordu aşkla
Dolaşa, dolaşa gönülde
Dinginleşen sabahta mutluluk vakti
Saatleri kurmayalım bu gün
Delimiydi bu gün, çiçeklerle konuşurken
Aklın salıncağında çocukluk düşleri
Pamuk şekeri pembe yanaklarında
Allık değil, yüzündeki kandı aksinde gördüğü
Dudaklarda bir ıslık, anonim arzularda
Yetmez nefesinde, serenat düşleri ağaçlara
Bak kırıta, kırıta geçiyor vapurlar
Deniz mavi
Gözleri daha maviydi
Şehir gürültüsü ve laf isabetlerinde endamı
Kikirik bir düşüş çenesinde
Hafif, hafif gülleşen yüzü
Kaç bakışı bayıltıyor
Ağzı yarım hayallerde
Şimdi oksijene mahkûm sigarasında
Derin, derin işliyor kokusu
Parmak aralarında oje ile karışık izmarit sarısı
Bu gün çiyerledi
Son kez söndürdüğü sevdasını
Bir dost yüzünde çatır, çatır lafları
Sarılmalar, ahenk saçlarında rüzgâr tarakları
Tel, tel kıyılara düşen
Sarhoştu sanki çizgilere basmadan kaç kez döndü parmak uçlarında ayağının
Tökezlemezdi hiç bir gencin kollarına
Aranan aşk değil
Unutulan aşk vardı bu gün
Yüreğine sakladığı sözlerinde
Öğle vakti bir lokantada
Yolculuk arası bir metro istasyonunda
Bazen yorgunluğa nazaran kaldırımlarda
Hiç bilmediği adı ezbere semtlerde
Banklara oturduğu bir içimlik suyla
Her resmini çektiği ağacın altında
Yeni bir hayat başlıyordu bu gün
Unutanları, unutma vakti
Akşam ezanında
Akşam dönüş yollarında
Mırıldanıp durdu parkta bestelediği şarkısını
?' Özlemliyim
Yandığım gönüllerde
Adını unutmuş kalbim
Gecemde!
Uğuldayan mavi düşlerim
Sensizim.. ?'
Uzandığında bembeyaz yatağına
Çok yorgundu bu gün
Bir dua ile dalıverdi gözleri
Başka bir güne
Başka bir sabaha
09.04.2009 / Bağcılar - Yalnızlık Odası