Ve
rivayet odur ki,
üçüncü bir kentte görmüşler seni
geceyle gündüzün geçmişinde..
Tanrım,
al iki şeyi benden
seyduna'yı yakan cehennemi
şahrut'un kanayan bedenini
çünkü sen istedin
ben sustum,
adını yazdım mutluluğun simsiyah bir kalemle
gövdesine gökyüzünün
gökyüzü beyaz ve çıplak
ardımda
martılar çığlık çığlığa
her iklim su gibi
ölürken parmak uçlarımda
yara benim
sevda benim
ve..
bu sancılı ızdırap benim
yürüyorum,
ağırlaşana kadar nefesim
iki yanım on iki milyar ağaç
ve toprak
acıyı ele verirken
ıssızlaşıyor adımlarım
kanıyorum
yedi tepe'de sis
gölgeler çöküyor göğsüme
ve..
bu sancılı akşamlar benim,
bir banliyö katarı geçiyor önümden
gemiler
ve garson ne istediğimi soruyor
- sade bir huzur.. diyorum
gidiyor
bir ceviz ağacı ile konuşuyorum gülhane'de
gece gül kızılı
ve kız kulesi bürünüyor hüzün''e
bir sigara yakıyorum
bir yudum'da huzur
teslim oluyor sessizliğime sarayburnu
ve..
bu sancılı lal benim
üşüyorum,
zaman
farkında bile değil kaybettiklerimin
gözlerimin dokunduğu her yer çile
kalmıyor gelmelerimde kimse
deniz mesela
ay ışığı
kalıyorum ayaz'ın altında
sözlerime karışıyor nefesin buğusu
feryat daha sıcak yanaklarımdan
ah etsem
kaskatı kesilip taş olsa geçmişim
boşuna,
gidiyorum
zulam''da bir melek
dudağımda sönük bir umutla
ve..
bu sancılı yazgı benim.
...
11.03.10