Vedasız Gidişler
Bak çatlamış dudakların ,
çölde kalmış yanmış tenin .
Suya hasret miydin
yoksa bir sevenin gölgesinde mi.
Serap sanıp nerelere sığındın.
Engin denizler görmüşçesine açılmış gözlerin.
O denizler ki gözlerine ayın raksını aksettiriyor.
Bak yalnızsın konuşuyorsun hayallerle.
Yüzünde karmakarışık şekiller beliriyor
sanki gerçekmiş gibi.
Yanıyorsun
yalnızlıktan dayanılmaz sancılarda
kıvranıyor yüreğin...
Ve kum taneleri akarken avuçlarından yıllar gibi,
sen yoksun yar yanında..
Soğuk rüzgarlar esiyor bedeninde,
kar yağdırıyor saçlarına ,
ayazı vuruyor kışın.
Denizin içli şarkısını söylüyor
dalgalar hırçınlaştıkça hırçınlaşıyor.
Gece çökerken kasvetiyle
sen ise vuruyorsun kendini yollara.
Belli belirsiz ayak izlerini takip ederek..
Bak geceler kovalıyor gündüzleri
seni ağlatıyor yüzündeki çizgiler.
Aynalar düşmanın oluyor ,
küsüyorsun zamana.
Bir de ah yok mu şu kahreden yalnızlık
ve
yarin yokluğu ok olup saplanıyor.
Vakit gecenin bir yarısı
yine aynı balkonun altındasın ,
yine aynı şarkı çalıyor ,
sense gözlerini kapıyorsun
ellerin dokunuyor bir hayale.
Gücü tükenmiş kalbinin,
takati kalmamış duyguların ,
onun peşinden koşmaktan yorulmuş ruhun ,
miyadı dolmuş eşya gibi atılıvermiş bir köşeye..
Ne oldu gelecek vadeden sözlere ,
ne oldu aşk ile yanan yüreklere ?
Gitti değil mi?
Gitti bir anda veda etmeden.
Gitti
ve
bitti bu hikaye...