Yolculuk
gitmek çıkabilmek,
her gün aynı resimde ki sırıtan dudaklardan
içinde ki dosya odasında çıkan bir yangın,
gitmek yangında kurtarılcak ilk ve tek şey,
terkedebilmek kurumuş çiçek bahçelerini
defterlerin arasında sakladığın...
gitmek karın yağışını görememek,
gitmek elleri çatlatan ayaz olabilmek,
sabaha uzanan günlerdir gitmek..
uykusuzluktur...
boş bavulunu hazırlamak için son ana kadar kararsız kalmaktır
gitmek geri gelebilme ümidini sırt çantana koyabilmektir.
uzun, bitmeyen bir otobüs yolculuğudur.
molada iki sigarayı arka arkaya körüklemektir...
gitmek varamayacağın bir memelekettir,
bilet satılmayan tek şehirdir...
gitmek sabahın ilk sigarası akşamın son şarabıdır.
uzayan sakallarının ucunda biriken su damlasıdır.
gitmek aldığın kitabın sürüklemeyn hikayesi karşısında
sıkılarakta olsa bırakmaktır onu, arasında ki ayraçla, rafa.
gitmek uçmaktır bir kelebek gibi
bir sonraki gidişe dek...
gitmek sigara kokusudur, ince bir cekettir
gitmek gitmektir... gitte gör gününü..
gitmek; film sahnesidir
el sallamaktır..
tanımadığın bir adamın yanında
taşımaktır duygusallığını...
cadde lambalarını saymaktır
camda ki buğuda burun izini bırakmaktır
gitmek, sesini duymadan izlediğin bir amerikan filmidir
gitmek yıllardır süre gelen bir karabasan
gitmek saça düşen ilk beyaz
gitmek, vardığında gidebildiysen aslında o yere
vivaldi'nin dört mevsimini canlı dinleyebilmektir.