Kalemin Kaderidir Hasretin
'Yüzün, bulutsuz ve ay ışığıyla yıkanmış bir gökyüzüdür.
Tebessümünle yıldızlar kayar gök'yüzünden yüreğime.'
Ne tarafa dönsem yüreğimi,
yokluğun beni sırtımdan vuracak.
Yönü yok hasretimin,
sırtladığım bütün bıçaklar adınla anılacak.
Yalnızlığına sen kadar uzağım.
Çünkü ben sana şah damarından bile daha yakınım.
Beni mat eden şehirlik mesafeler değil.
Bir nefeslik, bir yüreklik mesafede
Yüreğinin bana dün kadar uzak olmasıdır.
Kalemim yazarken adını,
imlasız bir hayaldir tebessümün.
aklımın usuna düşer yüzün,
ben bir kez daha kırılırım kaleme,
kalem gelmeyişine.
Şimdi ben yüreğimde ki bu aşkla
Ne yazsam, ne söylesem
anlamsız gelir sanki sana.
İnan bana.
Hasretim sana.
Ve yokluğunda
gözüm gözüne, tenim tenine değene kadar
gözümün değdiği bütün gözler haramdır bana.
Seninle örülüdür yüreğimin surları.
Sana olan sadakatimden bilirim.
Kuşatılmış ve düşmüş bir şehir gibi,
Sanki asırlardır sana esirim.
Yoklugun miğdemi bulandırıyor.
Kahırlık kelimeleri kusuyorum geceye.
Hece hece bölünüyorum hasretine.
Adını b'ölüyorum yıldızlara.
Tek dileklik hakkım için bekliyorum.
Düşersin diye tenimin coğrafyasına.
Tamamlayamadığım bir şiir gibisin.
Kaleme ne zaman uzansa ellerim
kelimeler aklımdan kağıda düşerken
paramparça oluyor..
Ve yüreğime yelteniyor hüzünler.
başka bir zamana erteleniyor şiir.
Yine bitmeyecek biliyorum.
Çünkü yokluğun hala kalemin ucunda duruyor.
Yokluğun ölüm gibi sessiz ve soğuk yar.
Belki de ölüyorumdur hasretinden,
işte hepsi bu kadar...