Adımı Ve Yerini Bilmiyorum
Sıcaklığa eksilen takvim yaprakları el yakıyor
Gölgede hayat karanlık
Haziran bulutlarıyla cilveleşiyor günleri mevsimin
Sübyan kulaklarımda yalancı gök gürültüleri
Dünü yarına bağlayan zamanın tam ortasındayım
Bütün mutluluklarım işgal altında
Issız sokaklar ilk kez bukadar şevkatli
Bahis oynuyorlar hayatıma boş mezarlar
Aşşağılanıyor cesaretim durmadan
Siyah gözlerimin müptelası oldu karanlık
Ve kulaklarımda notaları kurşunlanmış bir ıslık
Uzun bir süre aşkı sesimde öldürecek bir çığlık aradım
Cesaretin inancı yendiği
Asi ve hayata bağlı olmayan bir son
Ay'ın hükmünü yitirdiği coğrafyada
Çakan şimşeklerle anlık aydınlanıyordu gözlerim
Yeni bir ışık bulunmalıydı
Miladını yitirmiş günler vardı avuçlarımda
Her şafak hayatıma tehlikeli bir imza
Umut çocukluğun kısa pantolonlarında yama
Ve hayatı öpüyordum ağaçların saçlarında doya doya
Dağılıyordum Dünya'nın göğsünde ki stabilize yollarda
Bulutların damla süsündeki intiharlarına şahitti tenim
Sadece ölülerin hissedebileceği keskinlikte toprak kokuyordu hava
Nefes alırmıydı diriler ?
Bilmiyorum
Bir bebeğin hayatı yakan sesinde arıyorum mutluluğu
Gelip geçiyor günler
Ölümü öldüreceğim bir hayat
Ve seni yaşatacağım bir toprak arıyorum
Ağlamıyorum artık uzun bir zamandır
Hazır susmuşken dünler
Yana yana öğrendim sönmeyi
Neredeyse büyüdü zaten
Bıyıkları terliyor ayrılığın
Sahiplendi ruhu yabancı gelen beden
Artık alın teri kadar kutsal
Ve bir okadarda tuzlu şimdi hasret
Recmedildiği yerden sarıldı umuda yeni bir hayat
Güneş battığı yerden doğdu
Parçalı bulutlu günler çiziyorum günüme geceden
Islak mazeretler yaratıyorum yokluğuna
Yalnız arada gelip gidiyor aklım
Biraz deliyim halen anlayacağın
Ve Ay'a soğuyamadı bir türlü gecem
Her gün batımı kanlım