Ön Söz
Gülüşün kalır bakışlarımın arasında.
Kirpiklerinin üzerinde taşıyorsun güneşi,
Yemin ederim.
Suretini çekiyor üstüne urba niyetine
Telaşla yarım bırakılmış sigaranın
Gümüş maviden dumanı.
Nerede ne yarım bırakılmışsa
İşte o amalgamları dökülmüş bir aynaydı
Yüzümün karşında.
Boş bir mezara dönüyor bakışlarım,
Yedi cehennem adına
Lanetlediğim yokluğunda.
Dilim döndüğünce adını kendime sayıklıyorum.
Ayıklıyorum içinde sen olan her şeyi.
Sen, sol tarafa, hiçbir şey, bir tarafa...
Bir şekilde,
Her şekilde taraf oluyor solum, sen tarafa.
Solum, aklımı sağ bırakıyor ben denen arafa.
Bertaraf ediyorum kedimi sana.
Aramızda ki bu tarih kadar eski savaşta
Nasıl düşmesin ki dünya içimde?
Alt üst oluyor her şey.
Herkes yorgun,
Herkes uykusuz,
Herkes yaralı...
Aralık kalmış kapıları ömürlerimizin baharı.
Misafir ediyoruz istemeden
Ayaz kadar keskin alaz sancıları.
Ama onlar en çok seni düşünüyor
Bir anne telaşında,
Evlatlarıymışsın gibi.
Ve öyle hayranlar ki sana
Şiirler yazıyorlar,
Sen gibi Tanrı'nın kaleminden düşmüş bir mısraya.
Bazen dilimi kamçılıyor bazı geceler.
Karanlık oldukları yetmezmiş gibi
Işıksız bırakıyorlar sesimi.
Aklımı okuyorlar sanki.
Sevmedikleri yerleri karanlıyorlar.
Unutuyorum ismini.
Düşündüğün,
Kelimelere gebe kalmıyor.
Yalnız büyütüyorum sessizliğini.
Öyle yoruyor ki bu beni,
Yaramaz, haylaz bir çocuk gibi...
Susmamalısın, konuşmalısın,
Diye hayıflanıyorum.
Ayıplanıyorum kendime çaresizce.
Sonra düşünüyorum,
Aslında şimdi burada olsan
Ve sadece nefes bile alsan
Bunu ön sözü sayardım sustuklarının.
Yani şimdi burada olsan
Ve Sadece yüzüme baksan,
Bunu ön sözü sayardım hayatımın.
Anlıyor musun?