Düşünceye Beste
Bu yazı, 22.03.2021 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
O titrek elleriyle, çatık kaşlarıyla, ümitten yoksun bakışlarıyla birlikte gecenin ikisinde hâlâ dinlediği şarkıyı değiştirip değiştirmemek arasında gidip geliyor ve her seferinde bu basit dokunuşu terk ediyordu. Ekrana bakıp bakıp iç çekiyor, şarkıyı geri sara sara dinliyordu. Napsındı? Elinde bir şey yokken, kalbinde bir şey yokken, kulağı da mı bomboş kalsındı? Kulağı değil, üzgünüm, düşünceleri demek istedim. Ama düşleri değil, düşünceleri. Arada fark var. Şayet artık düşlemiyor, düşleyemiyor; ancak düşünebiliyordu olan bitenleri. Olan biten de yoktu ya hani, komik. Ona komik değildi ama. Ona sorsanız uğruna her saniye ağlamak gerekti. Ara ara düşünceleri apayrı yerlere kayıyor ve bu melankoliden azıcık da olsa kaçabiliyordu. Bu da olsun zaten, aylardır çekilen bu belanın bir kaçamağı olmalı. Bu düşünceler onu alıp götürürken telefonundan şarj uyarısı geldi. Böylece şarkıyı değiştirme tuşunun üzerindeki çaresiz parmağı titreyerek ve yavaşça oradan çekildi, diğer parmağıyla ekranı kapattı, şarkının sesini daha da açtı ve telefonu kalbinin üzerine ters koydu. Tüm buruk-hoş düşüncelerinde kendisine eşlik eden bu parçayı kalbinin üzerine koymak ona zevk veriyordu. Uykulu gözleri sıkıca kapandı ve belli belirsiz tek bir gözyaşı, sağ gözünden yastığına doğru ufak bir yolculuğa çıktı.