İnsanlık Nerede
Göğe uzanan elde binlerce dua saklı
Rabbine sığınan nefs nasıl uslanmaz söyle
Düşer mi kalbine ak, telin titrer mi böyle
Kaybedince anlarsın seni sen yapan aklı
Nerede şen yıldızlar neden her yer karanlık
Doğmayan güneş gibi umutsuz mu insanlık
Alaturka özlemler çoğalırken içimde
Bakarım tahta kapım kayıp, her şey aşikar
Saf anları ç/alanın kalır mı yanına kâr
Sır denilen örtülmez mahrem ayan biçimde
Nerede başı gökte, eğilmez Türk anası
Düşse de kanamazdı asil, soylu yarası
Robotlaşan hayatın figüranıyız artık
El emeği göz nuru dostluk işlenmez oldu
Eğildi erguvanlar papatyalar da soldu
Beyaz sayfalar eski kelimelerse yırtık
Nerede saf duygular egolar arşa çıkmış
Kul, dağın yamacından dosta tepeden bakmış
Dünyaya çamur atma! İki yüzlü o değil
Mekan denilen hiçtir, içindekiler her şey
Arkadan vurup yüze yapmacık gülen birey!
İftira atma boşa yalan sözlü o değil!
Nerede özü sözü bir olan dik kayalar
Satışa çıkarıldı gönüldeki hayalar
Soğuk esiyor rüzgar ısıtamıyor güneş
Karanlıkta ayaz var ruhumdaysa fırtına
Gurur yerlerde şimdi çıkmıyor arş katına
Yerde esrik kokusu semadan yağıyor leş
Nerede gökkuşağı neden renksiz kainat
Kanıyor ar damarı, namussuzda saltanat
Can çekişiyor gurur, dürüstlüğün son demi
Bir avuç kadar insan nasıl dik dursun hayat!
Söyle, zaman her şeyi geçmişe kursun heyhat!
Görmez misin batıyor rotasız sersem gemi!
Nerede dostun eli, güneşsiz üşüyorum
An'ın esaretine sinsice düşüyorum
Ey hayat inadına insanca yaşıyorum!
Mart / 2013