Yalnız İkimize Eser Dehşet Rüzgarlar
Ey saki!
Haydi durma, doldur boşalttığım kadehleri
Vur dibine dibine.
Sen de vur yalnızlığa.
Parçalansın kadehler, dökülsün meyler...
Ve çınlasın kulaklarımda...
Hüsranla kanayan sevilerde, çığrından çıkan plaklar.
Ey sevdalım...
Ne olmuş, sana Kerem demişsem
Ne çıkar keşişin kızı Aslı olsam gözünde
Ve Sen de Islahan Şahın oğlu Mirza...
Sarhoş olurken kadehlerde,
Aynı sevdayı çekmedik mi yüreklere?
Hani...
Hani tenini/tenimde hissettiğimde
Vardı ya ..
Kulağıma fısldadığın, gün görmemiş ve biraz da ayıp sözcükler,
Sevişmelerimizde nasıl da sarhoş vaziyette dansederler.
Geç kaldın be, Allah'ın belası saki,
Bak, nasıl da kara gözlerimi terketti Kerem...
Hadi doldur şu kadehi.
Ve şimdi çıldırırken evrenin çarkı feleği,
Belki...
Belki de, fırlatır yüreğime Kerem'i.
Seni seviyorum tek tanemle başlayan kelimelerle
Tutsam ateşten ellerini
Çözülmese de gerdek elbisemin efsunlu düğmeleri...
Razıyım ateşine,
Vallahi de razıyım ,canımdan can vermeye..
Hatta alev alsa da saçlarım, yansa da tenim
Ben gene de seninim...
Ve ebedinde,
Küllerinde kül olmaya yeminliyim..
İsrafil'in suru eşliğinde, koparken kıyametler
Yalnız ikimize eser dehşet rüzgarlar.
Karışır küllerimiz.
Ve üflenirken efsunlar,
Gelir, ciğeri beş para etmez vuslat.
Hasret biter ve açılırken düğmeler
Şimdi arsızca sevişir,
Bütün külden zerreler.
ZEVAL ---22.09.2010----18.30